Aşk Benim Senin Hiç Olmamış ! Aşk Benim Senin Hiç Olmamış !
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın.
Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin
sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra.
İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana
sitemlerim. Hani hep kızardın ya Konuş konuş
konuş derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını.
Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık
sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim
dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa �?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir
yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi
yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı
artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan
ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp
bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her
adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları
sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı
artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan
etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana
hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve
çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim
hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o
hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni
bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç
aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi.................. |